- Katılım
- 7 Ocak 2026
- Mesajlar
- 8,959
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 1
- Yaş
- 37
- Konum
- İstanbul
- Web sitesi
- www.hepsigundem.com
Kulağa ikna edici geliyor. Ancak ekonomi tarafındaki büyük resim, en azından şimdilik, toplu işsizlik senaryosunu doğrulamıyor.
RAKAMLAR NE SÖYLÜYOR
Güncel işsizlik verileri, yapay zekânın yaygınlaşmasına rağmen istihdamın bir anda çökmek yerine dayanıklı kaldığını gösteriyor. AB’de işsizlik oranı yaklaşık yüzde 6 seviyesinde ve tarihsel olarak düşük bantta. Birleşik Krallık’ta oran yüzde 5,1 civarında. ABD’de ise yüzde 4,4 düzeyi konuşuluyor.
Bu tablo, “YZ geldi, işler bitti” anlatısıyla çelişiyor. Çünkü teknoloji genellikle iki şeyi aynı anda yapıyor: Bazı işleri gereksiz hale getirirken, yeni iş alanları ve yeni ihtiyaçlar doğuruyor. Üstelik bu dönüşüm çoğu zaman “bir gecede” olmuyor; daha çok yavaş ve dalga dalga ilerleyen bir değişim olarak yaşanıyor.
GEÇMİŞTEN İKİ DERS
Tarih, bu tür korkuların ilk kez yaşanmadığını gösteriyor. Örneğin 1800’lerde Britanya’da çalışanların büyük bir kısmı tarımdaydı; bugün tarımdaki pay çok düşük. Tarımın otomasyonu, işin tamamen yok olması yerine, iş gücünün başka alanlara kaymasını hızlandırdı ve sanayileşmenin önünü açtı.
Daha yakın bir örnek ise bankacılık. Dünyanın ilk ATM’lerinden biri 1967’de Londra’da devreye girdiğinde “gişe görevlileri bitecek” endişesi yaygındı. Fakat uzun yıllar boyunca farklı bir sonuç görüldü: ATM’ler şube işletme maliyetini düşürdüğü için bankalar daha fazla şube açabildi; gişe personelinin rolü de değişti. İnsanlar sadece para saymak yerine müşteri ilişkisi ve danışmanlık tarafında daha fazla değer üretmeye başladı. Banka şubesinin asıl gerilemesi, çok daha sonra “bankanın cebimize girmesiyle”, yani mobil bankacılığın yaygınlaşmasıyla hızlandı.
Bu iki ders aynı noktaya işaret ediyor: Teknoloji, işi “bitirmekten” çok, işi “dönüştürüyor”.
KAZANANLAR KİM OLACAK?
Bu, yapay zekânın kimseyi etkilemeyeceği anlamına gelmiyor. Bazı meslekler ve bazı görevler gerçekten otomasyona daha açık. Şirketlerin “YZ” söylemini bazen klasik maliyet kısma operasyonlarının kılıfı olarak kullanması da mümkün. Bu yüzden asıl tartışma, yalnızca iş sayısı değil; işin niteliği, maaşlar ve anlam duygusu üzerinden büyüyecek gibi görünüyor.
Bir kritik soru daha var: Yapay zekâ eşitsizliği azaltacak mı, artıracak mı? İlk başta “Herkesin eline güçlü bir asistan geçerse, fırsatlar eşitlenir” beklentisi vardı. Ancak son dönemdeki birçok bulgu, yüksek becerili ve iyi eğitimli kişilerin yapay zekâdan daha fazla verim aldığını ima ediyor. Çünkü “iyi tavsiye almak”, hatta doğru soruyu sormak bile başlı başına bir yetenek. Aynı araca erişim, herkesi aynı ölçüde ileri taşımıyor.
Bu yüzden önümüzdeki dönemde en değerli pozisyonlar, “makinelerin yerini aldığı” değil, “makinelerin insanı büyüttüğü” işler olacak. Yani yapay zekânın sizi daha üretken kıldığı, karar kalitenizi artırdığı ve müşteriye/insana dokunan tarafınızı güçlendirdiği roller… Riskli taraf ise bunun tersine, insanın makineye sadece “operatör” gibi hizmet ettiği, katma değerin giderek eridiği işler.
Özetle: Toplu işsizlik kapıda olmayabilir. Ama işin tanımı, ücret dengeleri ve “kim daha çok kazanacak” sorusu hızla değişebilir. Bu dönüşümde kilit mesele, mümkün olduğunca çok insanın yapay zekâyı yönetebilen tarafta kalması: Makinenin patronu olmak, hizmetkârı değil.
Hürriyet
The post Yapay zekâ işsiz bırakmayacak first appeared on HepsiGündem.COM " Gündem,Güncel Haberler Burada ".
Okumaya devam et...

