- Katılım
- 7 Ocak 2026
- Mesajlar
- 24,476
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 1
- Yaş
- 38
- Konum
- İstanbul
- Web sitesi
- www.hepsigundem.com
Dünyanın enerji ve ticaret damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda tansiyon yeniden yükselirken, deniz güvenliği uzmanlarının dikkat çektiği yeni tehdit bölgedeki dengeleri değiştirebilecek türden. İran’ın uzun süredir envanterinde bulunan ancak son dönemde yeniden ön plana çıkarılan ‘Ghadir’ sınıfı mini denizaltılar, Körfez’de görev yapan savaş gemileriyle ticaret filosu kaptanları arasında ciddi endişeye neden oluyor.
Bugüne kadar Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapan gemiler için en büyük riskler; kamikaze insansız hava araçları, gemisavar füzeler, hızlı hücum botları ve deniz mayınları olarak görülüyordu. Ancak askeri uzmanlara göre artık bunlara çok daha ölümcül ve tespit edilmesi zor yeni bir unsur eklendi: İran’ın mini denizaltı filosu. Peki bu mini denizaltılar neler yapabiliyor?
‘BASRA KÖRFEZİ’NİN YUNUSLARI’
İran İslam Cumhuriyeti Donanması (IRIN) Komutanı Şehram İrani’nin kısa süre önce yaptığı açıklamada Ghadir denizaltılarını ‘Basra Körfezi’nin yunusları’ olarak tanımlaması ve bu unsurların konuşlandırıldığını duyurması, bölgede faaliyet gösteren deniz kuvvetlerinin alarm seviyesini artırdı. Bu açıklama yalnızca psikolojik caydırıcılık amacı taşısa bile, uzmanlara göre etkisi oldukça güçlü.
Telegraph’ta yer alan haberde İran’ın envanterinde yaklaşık 20 adet bulunduğu değerlendirilen Ghadir sınıfı mini denizaltılar, klasik denizaltılardan çok daha küçük boyutlara sahip olmaları sayesinde özellikle sığ sularda önemli avantaj sağlıyor.
Yaklaşık 29 metre uzunluğunda olan bu denizaltılar, 150 ton civarında deplasmana sahip ve yalnızca yedi kişilik mürettebatla görev yapabiliyor. Dizel-elektrik tahrik sistemiyle çalışan platformlar, standart operasyonlarda 7 ila 10 gün boyunca denizde kalabiliyor. Ancak asıl tehlike, bu araçların deniz tabanına oturarak sistemlerinin büyük bölümünü kapatabilmesi ve böylece çok daha uzun süre gizlenebilmesi.
TESPİT ETMEK SON DERECE ZOR
Askeri strateji uzmanları, İran ile yaşanabilecek olası bir çatışmada bu mini denizaltıların savaşın ilk aşamalarında etkisiz hale getirilmesinin öncelikli hedef olacağını belirtiyor. Deniz harp senaryoları üzerinde çalışan eski NATO ve Batılı deniz subayları, yıllardır yapılan savaş simülasyonlarında Ghadir sınıfı denizaltıların limandan ayrılmadan önce vurulmasının temel hedeflerden biri olduğunu aktarıyor. Bunun nedeni ise oldukça açık: Denize açıldıktan sonra bu platformları tespit etmek zorlaşıyor.
SONAR İZLERİ SON DERECE KÜÇÜK
Askeri kaynaklara göre Ghadir sınıfının en tehlikeli yönlerinden biri, son derece düşük sonar izi bırakmaları. Denizaltıların gövdesi suyla benzer renkte kamufle edilirken, küçük boyutları radar sistemleri açısından da ciddi avantaj sağlıyor. Gövdenin bir kısmının su üstünde bulunması teorik olarak hava radarlarına karşı daha savunmasız hale getirse de bu izlerin son derece küçük olduğunun altı çiziliyor.
İNGİLİZ DENİZALTISI ÜÇ GHADİR’İ TESPİT ETTİ
Yine Telegraph’ta yer alan haberde bölgedeki askeri faaliyetlere katılmış eski deniz subaylarının aktardığına göre, geçmişte ABD uçak gemisi saldırı grupları ile İngiltere Kraliyet Donanması unsurları, bu mini denizaltıları takip etmek için yoğun operasyonlar yürüttü. İngiliz Kraliyet Donanması’na ait HMS Turbulent denizaltısının yaptığı görev sırasında üç Ghadir mini denizaltısının tespit edildiği belirtildi.
Asıl dikkat çeken unsur ise bu denizaltıların sanıldığı gibi tek başlarına değil, koordineli şekilde hareket etmeleri… Ghadir’in klasik denizaltılar gibi tamamen dalış yapabildiği, aynı zamanda periskop derinliğinde seyrederek şnorkel sistemi aracılığıyla dizel motorlarını çalıştırıp bataryalarını şarj edebildiği belirtiliyor.
Ancak elde edilen gözlemler, İran’ın bu araçları farklı bir konseptle kullandığını ortaya koydu. Buna göre mini denizaltılar zamanlarının büyük bölümünü yüzeyin hemen altında, yarı batık halde geçiriyor. Bu yöntem sayesinde dizel motorlarını normal şekilde çalıştırırken aynı zamanda oldukça sessiz kalabiliyorlar.
‘ABD’YE KARŞI KULLANACAKLARINI DÜŞÜNMÜYORUM AMA…’
Peki Ghadir denizaltılarını genel olarak nasıl yorumlamak gerekiyor?
Konuyu Güvenlik ve Terör Uzmanı Emekli İstihbarat Albayı Coşkun Başbuğ’a danıştığımda, “Deniz Kuvvetleri, Devrim Muhafızları Ordusu’nun kontrolünde. Ancak bu yapı oldukça ilginç bir organizasyona sahip. Ben bunu paralel bir ordu olarak tanımlıyorum. Kara, hava ve deniz unsurlarında klasik silahlı kuvvetlere göre daha güçlü bir yapılanmaları var. Özel kuvvetleri bile bulunuyor, Besic güçleri var ve özellikle donanmada ciddi bir hakimiyet kurmuş durumdalar” dedi.
Başbuğ, hem İran’ın askeri yapısına ilişkin hem de Ghadir denizaltılarına dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu:
“Devrim Muhafızları Ordusu’nun esas omurgasının İsrail ile iş birliği içinde olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar ABD donanmasına yönelik ciddi bir saldırı duyduk mu? Açıkçası bu kısmı biraz masal gibi geliyor. Evet, İran’ın elinde ciddi bir envanter var. Özellikle ABD’nin anlattığı gibi tüm donanmalarının yok edildiği ya da batırıldığı gibi bir tablo ortada yok. Ama önemli olan şu: Bu envanteri sahada etkin şekilde kullanacakları kesin değil. İran’ın asimetrik savaş kapasitesi güçlü. Elinde hücumbotlar da var. Ancak bunları özellikle ABD’ye karşı kullanacaklarını düşünmüyorum. Bu denizaltılarını da daha çok kıyı ülkelerine karşı kullanma ihtimalleri var.”
UMMAN KIYILARINDA ‘PUSU’ SENARYOSU
Mevcut güvenlik değerlendirmelerine göre en kritik senaryolardan biri, İran mini denizaltılarının Umman kıyılarındaki sığ sularda gizlenmesi. Uzmanlara göre bu denizaltılar, İran kıyılarından ve İran Devrim Muhafızları’nın hızlı hücum botlarından uzak kalmaya çalışan ticaret gemilerini bekleyebilir.
Bu yöntem sayesinde mini denizaltılar, dizel-elektrik denizaltıların en büyük dezavantajı olan düşük sürdürülebilir su altı hızını ortadan kaldırmış oluyor. Başka bir ifadeyle, hedefi kovalamak yerine hedefin kendilerine gelmesini bekliyorlar. Bu durum özellikle enerji tankerleri, konteyner gemileri ve askeri eskort görevleri açısından büyük risk oluşturuyor.
BİR TANESİ BÜYÜK BİR TİCARET GEMİSİNİ BATIRABİLİR
Ghadir denizaltıları iki ağır torpido taşıyabiliyor ve aynı zamanda mayın döşeme kapasitesine sahip. Bu torpidolardan yalnızca birinin dahi büyük bir ticaret gemisini veya savaş gemisini batırmaya yeteceği belirtiliyor.
“Ticaret gemisini batırabilir ancak bir uçak gemisini batırabilecek kapasitede olduğunu düşünmüyorum. Buna rağmen ticaret gemilerine ciddi zarar verebilir. Tabii burada vurulan nokta da büyük önem taşıyor” diyen Coşkun Başbuğ, deniz savaşlarında kullanılan mühimmatın etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Başbuğ, “Torpidoyu kullanmak önemli. Tabii, geminin nereden hasar aldığı ve geminin yapısı da sonucu doğrudan etkiliyor. Çünkü burada söz konusu olan tehdit, bugüne kadar bölgede sık görülen saldırı yöntemlerinden farklı. İnsansız hava araçları veya füzeler çoğu zaman gemilerde hasar oluşturuyor, yangına neden oluyor ya da operasyon kabiliyetini azaltıyor. Hızlı hücum botları daha çok taciz ve yakın mesafe saldırı görevlerinde kullanılıyor. Yapışkan mayınlar ise genellikle gövdede sınırlı hasar bırakıyor. Ancak ağır torpidoların etkisi çok daha yıkıcı” ifadelerini kullandı.
ZAYIF NOKTALARI DA VAR
Her ne kadar ciddi tehdit oluştursalar da Ghadir sınıfı mini denizaltıların önemli sınırlamaları da bulunuyor. Nükleer enerjiyle çalışmayan tüm denizaltılar gibi bu araçlar da yüksek hızlarda ilerlediklerinde daha fazla ses çıkarıyor ve bataryalarını hızla tüketiyor. Bu da onları belirli aralıklarla yüzeye çıkmaya veya şnorkel kullanmaya zorluyor. Böyle anlarda savunmasız hale geliyorlar. Bununla birlikte uzmanlar, İran’ın bu dezavantajı coğrafi avantajla telafi etmeye çalıştığını düşünüyor.
Özellikle Hürmüz Trafik Ayrımı Sistemi içindeki yoğun gemi trafiği ve güçlü gelgit akıntıları, mini denizaltıların sessiz şekilde hareket etmesini kolaylaştırıyor. Bazı askeri gözlemciler, Ghadir sınıfında kullanılan özel pervane sistemlerinin bu sessiz hareket kabiliyetinde önemli rol oynadığını belirtiyor.
Hürriyet
The post Hürmüz Boğazı’nda yeni gerilim: İran’ın sessiz katili! ‘Bunlar adeta Basra Körfezi’nin yunusları, ölümcül bir güce sahip’ first appeared on HepsiGündem.COM " Gündem,Güncel Haberler Burada ".
Okumaya devam et...
Bugüne kadar Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapan gemiler için en büyük riskler; kamikaze insansız hava araçları, gemisavar füzeler, hızlı hücum botları ve deniz mayınları olarak görülüyordu. Ancak askeri uzmanlara göre artık bunlara çok daha ölümcül ve tespit edilmesi zor yeni bir unsur eklendi: İran’ın mini denizaltı filosu. Peki bu mini denizaltılar neler yapabiliyor?
‘BASRA KÖRFEZİ’NİN YUNUSLARI’
İran İslam Cumhuriyeti Donanması (IRIN) Komutanı Şehram İrani’nin kısa süre önce yaptığı açıklamada Ghadir denizaltılarını ‘Basra Körfezi’nin yunusları’ olarak tanımlaması ve bu unsurların konuşlandırıldığını duyurması, bölgede faaliyet gösteren deniz kuvvetlerinin alarm seviyesini artırdı. Bu açıklama yalnızca psikolojik caydırıcılık amacı taşısa bile, uzmanlara göre etkisi oldukça güçlü.
Telegraph’ta yer alan haberde İran’ın envanterinde yaklaşık 20 adet bulunduğu değerlendirilen Ghadir sınıfı mini denizaltılar, klasik denizaltılardan çok daha küçük boyutlara sahip olmaları sayesinde özellikle sığ sularda önemli avantaj sağlıyor.
Yaklaşık 29 metre uzunluğunda olan bu denizaltılar, 150 ton civarında deplasmana sahip ve yalnızca yedi kişilik mürettebatla görev yapabiliyor. Dizel-elektrik tahrik sistemiyle çalışan platformlar, standart operasyonlarda 7 ila 10 gün boyunca denizde kalabiliyor. Ancak asıl tehlike, bu araçların deniz tabanına oturarak sistemlerinin büyük bölümünü kapatabilmesi ve böylece çok daha uzun süre gizlenebilmesi.
TESPİT ETMEK SON DERECE ZOR
Askeri strateji uzmanları, İran ile yaşanabilecek olası bir çatışmada bu mini denizaltıların savaşın ilk aşamalarında etkisiz hale getirilmesinin öncelikli hedef olacağını belirtiyor. Deniz harp senaryoları üzerinde çalışan eski NATO ve Batılı deniz subayları, yıllardır yapılan savaş simülasyonlarında Ghadir sınıfı denizaltıların limandan ayrılmadan önce vurulmasının temel hedeflerden biri olduğunu aktarıyor. Bunun nedeni ise oldukça açık: Denize açıldıktan sonra bu platformları tespit etmek zorlaşıyor.
SONAR İZLERİ SON DERECE KÜÇÜK
Askeri kaynaklara göre Ghadir sınıfının en tehlikeli yönlerinden biri, son derece düşük sonar izi bırakmaları. Denizaltıların gövdesi suyla benzer renkte kamufle edilirken, küçük boyutları radar sistemleri açısından da ciddi avantaj sağlıyor. Gövdenin bir kısmının su üstünde bulunması teorik olarak hava radarlarına karşı daha savunmasız hale getirse de bu izlerin son derece küçük olduğunun altı çiziliyor.
İNGİLİZ DENİZALTISI ÜÇ GHADİR’İ TESPİT ETTİ
Yine Telegraph’ta yer alan haberde bölgedeki askeri faaliyetlere katılmış eski deniz subaylarının aktardığına göre, geçmişte ABD uçak gemisi saldırı grupları ile İngiltere Kraliyet Donanması unsurları, bu mini denizaltıları takip etmek için yoğun operasyonlar yürüttü. İngiliz Kraliyet Donanması’na ait HMS Turbulent denizaltısının yaptığı görev sırasında üç Ghadir mini denizaltısının tespit edildiği belirtildi.
Asıl dikkat çeken unsur ise bu denizaltıların sanıldığı gibi tek başlarına değil, koordineli şekilde hareket etmeleri… Ghadir’in klasik denizaltılar gibi tamamen dalış yapabildiği, aynı zamanda periskop derinliğinde seyrederek şnorkel sistemi aracılığıyla dizel motorlarını çalıştırıp bataryalarını şarj edebildiği belirtiliyor.
Ancak elde edilen gözlemler, İran’ın bu araçları farklı bir konseptle kullandığını ortaya koydu. Buna göre mini denizaltılar zamanlarının büyük bölümünü yüzeyin hemen altında, yarı batık halde geçiriyor. Bu yöntem sayesinde dizel motorlarını normal şekilde çalıştırırken aynı zamanda oldukça sessiz kalabiliyorlar.
‘ABD’YE KARŞI KULLANACAKLARINI DÜŞÜNMÜYORUM AMA…’
Peki Ghadir denizaltılarını genel olarak nasıl yorumlamak gerekiyor?
Konuyu Güvenlik ve Terör Uzmanı Emekli İstihbarat Albayı Coşkun Başbuğ’a danıştığımda, “Deniz Kuvvetleri, Devrim Muhafızları Ordusu’nun kontrolünde. Ancak bu yapı oldukça ilginç bir organizasyona sahip. Ben bunu paralel bir ordu olarak tanımlıyorum. Kara, hava ve deniz unsurlarında klasik silahlı kuvvetlere göre daha güçlü bir yapılanmaları var. Özel kuvvetleri bile bulunuyor, Besic güçleri var ve özellikle donanmada ciddi bir hakimiyet kurmuş durumdalar” dedi.
Başbuğ, hem İran’ın askeri yapısına ilişkin hem de Ghadir denizaltılarına dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu:
“Devrim Muhafızları Ordusu’nun esas omurgasının İsrail ile iş birliği içinde olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar ABD donanmasına yönelik ciddi bir saldırı duyduk mu? Açıkçası bu kısmı biraz masal gibi geliyor. Evet, İran’ın elinde ciddi bir envanter var. Özellikle ABD’nin anlattığı gibi tüm donanmalarının yok edildiği ya da batırıldığı gibi bir tablo ortada yok. Ama önemli olan şu: Bu envanteri sahada etkin şekilde kullanacakları kesin değil. İran’ın asimetrik savaş kapasitesi güçlü. Elinde hücumbotlar da var. Ancak bunları özellikle ABD’ye karşı kullanacaklarını düşünmüyorum. Bu denizaltılarını da daha çok kıyı ülkelerine karşı kullanma ihtimalleri var.”
UMMAN KIYILARINDA ‘PUSU’ SENARYOSU
Mevcut güvenlik değerlendirmelerine göre en kritik senaryolardan biri, İran mini denizaltılarının Umman kıyılarındaki sığ sularda gizlenmesi. Uzmanlara göre bu denizaltılar, İran kıyılarından ve İran Devrim Muhafızları’nın hızlı hücum botlarından uzak kalmaya çalışan ticaret gemilerini bekleyebilir.
Bu yöntem sayesinde mini denizaltılar, dizel-elektrik denizaltıların en büyük dezavantajı olan düşük sürdürülebilir su altı hızını ortadan kaldırmış oluyor. Başka bir ifadeyle, hedefi kovalamak yerine hedefin kendilerine gelmesini bekliyorlar. Bu durum özellikle enerji tankerleri, konteyner gemileri ve askeri eskort görevleri açısından büyük risk oluşturuyor.
BİR TANESİ BÜYÜK BİR TİCARET GEMİSİNİ BATIRABİLİR
Ghadir denizaltıları iki ağır torpido taşıyabiliyor ve aynı zamanda mayın döşeme kapasitesine sahip. Bu torpidolardan yalnızca birinin dahi büyük bir ticaret gemisini veya savaş gemisini batırmaya yeteceği belirtiliyor.
“Ticaret gemisini batırabilir ancak bir uçak gemisini batırabilecek kapasitede olduğunu düşünmüyorum. Buna rağmen ticaret gemilerine ciddi zarar verebilir. Tabii burada vurulan nokta da büyük önem taşıyor” diyen Coşkun Başbuğ, deniz savaşlarında kullanılan mühimmatın etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Başbuğ, “Torpidoyu kullanmak önemli. Tabii, geminin nereden hasar aldığı ve geminin yapısı da sonucu doğrudan etkiliyor. Çünkü burada söz konusu olan tehdit, bugüne kadar bölgede sık görülen saldırı yöntemlerinden farklı. İnsansız hava araçları veya füzeler çoğu zaman gemilerde hasar oluşturuyor, yangına neden oluyor ya da operasyon kabiliyetini azaltıyor. Hızlı hücum botları daha çok taciz ve yakın mesafe saldırı görevlerinde kullanılıyor. Yapışkan mayınlar ise genellikle gövdede sınırlı hasar bırakıyor. Ancak ağır torpidoların etkisi çok daha yıkıcı” ifadelerini kullandı.
ZAYIF NOKTALARI DA VAR
Her ne kadar ciddi tehdit oluştursalar da Ghadir sınıfı mini denizaltıların önemli sınırlamaları da bulunuyor. Nükleer enerjiyle çalışmayan tüm denizaltılar gibi bu araçlar da yüksek hızlarda ilerlediklerinde daha fazla ses çıkarıyor ve bataryalarını hızla tüketiyor. Bu da onları belirli aralıklarla yüzeye çıkmaya veya şnorkel kullanmaya zorluyor. Böyle anlarda savunmasız hale geliyorlar. Bununla birlikte uzmanlar, İran’ın bu dezavantajı coğrafi avantajla telafi etmeye çalıştığını düşünüyor.
Özellikle Hürmüz Trafik Ayrımı Sistemi içindeki yoğun gemi trafiği ve güçlü gelgit akıntıları, mini denizaltıların sessiz şekilde hareket etmesini kolaylaştırıyor. Bazı askeri gözlemciler, Ghadir sınıfında kullanılan özel pervane sistemlerinin bu sessiz hareket kabiliyetinde önemli rol oynadığını belirtiyor.
Hürriyet
The post Hürmüz Boğazı’nda yeni gerilim: İran’ın sessiz katili! ‘Bunlar adeta Basra Körfezi’nin yunusları, ölümcül bir güce sahip’ first appeared on HepsiGündem.COM " Gündem,Güncel Haberler Burada ".
Okumaya devam et...

