reklam
reklam
reklam
reklam

“Ben bir ‘survivor’ insanıyımdır”

hepsigundem

Administrator
Yönetici
10
Katılım
7 Ocak 2026
Mesajlar
20,714
Tepkime puanı
0
Puanları
1
Yaş
38
Konum
İstanbul
Web sitesi
www.hepsigundem.com
Tıpkı ekrandaki gibi bıcır bıcır, konuşkan… Dertleri biriktirmeden hemen konuşup çözme taraftarı. Neşeli. Etrafına pozitif enerji saçıyor. Aşktan ve eşinden bahsederken gözlerinin içi gülüyor. Başlıyoruz muhabbete…

Sosyal medyada adın Özgecan Gürel. Yaptığın projelerin jeneriklerinde Özge Gürel… Nedir bunun gerçeği?

Ben bunu yaparken işin buralara gideceğini hiç düşünmemiştim. Instagram’ı ilk açtığımda ‘Özge Gürel’ adını almak istedim, daha yeni tanınır olmuştum ve bütün Özge Gürel isimleri alınmıştı. ‘Özge-crazygirl’ gibi şeyler çıkıyordu. Ben de ‘Özgecan Gürel’i almak zorunda kaldım.

‘Can’ diye bir şey yok yani, sahne adın falan değil, tamamen uydurma, öyle mi?

Evet, tamamen uydurma, Can hayatımızın hiçbir yerinde yok. Ama zamanla ben de içselleştirdim. Konuşurken Özgecan diye hitap edenler oluyor; şaşırmıyorum, bozmuyorum.

Yeni filmin İstanbul Film Festivali’nin ‘Yeni Bakışlar’ bölümünde gösterildi, ‘The Annesi Ninja’… Bu bir Uzakdoğu ya da dövüş filmi falan mı?

Alakası yok (gülüyor). Ve bence bir filme bulunabilecek en tatlı isimlerden biri. Filmin içinde erkek karakterimizin çocukluk travmasıyla ilgili bir hikâyesi de var. Aslında film bir tık gergin ve bir adaya sıkışan iki insan üzerinden anlatılan bir sıkışmışlık hikâyesi. Altmetinde bir ilişkideki patlama anını anlatıyor. İlişkilerde çok âşık olduğunuzda ya da ilişki sürsün istediğinizde, bir şeyleri halının altına süpürebilirsiniz. Alarm veren durumları görmezden gelebilirsiniz. Oynadığım Melis karakterinde de aynı durum var. İki sevgili, erkek karakterin çocukluğunun geçtiği adaya ziyarete gidiyorlar. Avşa’da çektik, mevsimsel olarak müthiş uygun oldu. İlişkide bir patlama yaşanıyor. Olaylar birbirini izliyor, adadan çıkamıyorlar. Melis’in ilişkiye dair uyanışıyla iş farklı bir boyuta geçiyor.

ben-bir-survivor-insaniyimdir-0-uwyPqTdm.jpg


Sen filmdeki gibi en son ne zaman sıkışmışlık hissettin?

Öyle bir sıkışmışlık hissini bana genelde daha ailesel durumlar hissettirir. Sağlıkla ilgili bir şey olduğunda çaresiz hissetmek aslında bence biraz sıkışmışlık hissi. En son herhalde babamın kaybından beri böyle bir şey hissetmedim.

Başınız sağ olsun. Yıllardır bu işi yapıyorsun, hiç belli rollere sıkıştığını hissettin mi? Mesela romantik komediler gibi…

Bu oyuncular arasında çok yaygın bir şey, olmuyor diyemem. Aslında üç romantik komedi yaptım ama çok tuttuğu için sanki sadece romantik komedi yapıyormuş gibi durdu. Çok teklif geldi, kabul etmedim. Sektör beni buna sıkıştırdığı için mi reddediyordum, yoksa istemediğim için mi, bunu da düşündüm. Sırf sıkıştırılıyorum diye bunu reddetmek de aslında bir çeşit manipüle olmak. Bu dengeyi kurmam uzun sürdü. Sırf bu tür üzerime yapışır diye çok istediğim rolleri de reddettiğim oldu. Bunu sonradan anladım, barıştım. Şu an romantik komedi yaparken çok eğleniyorum diyebilirim. Sevdiğim bir romantik komedi gelse bugün oynarım.

Filmin tanıtımlarında “Vicdanla ve anılarla yüzleşme” denmiş. Sen kendinle nasıl yüzleşmeler yaşadın?

Benim hayatımın rutinlerinden biri yüzleşmek. Kendimi bildim bileli çok vicdanlı biri oldum ve çok vicdanlı bir ailede büyüdüm. Bu bence bir yerden sonra biraz sağlıksızlaşabilecek de bir durum. Yani sürekli bir ‘aman kimseyi üzmeyeyim, kırmayayım’ anksiyetesi insanı çok durduran, birçok şeyden alıkoyan ve odağını da çok dağıtan bir şey. Bunun ortasını bulmam uzun sürdü. Belki devam etmek istemediğim bir arkadaşlık, belki devam etmek istemediğim bir ilişki, belki ara vermek istediğim bir iş ilişkisi, bunların hepsi kimseyi kırmamak, incitmemek adına çok fazla tolerans gösterdiğim şeylerdi. Bundan tamamen vazgeçmem mümkün değildi. Şimdi bunu çok daha sağlıklı bir yerde tutuyorum.

Filmin sözlerinden biri de “Çıkar konuşunca vicdan susar”. Sence…

Bu çok inandığım bir şey. Çıkar işin içine girince her şeyin üstünü örtebilirsin. Bu insana özgü bir şey, ciddi bir menfaat. Zaten bu olmasa kimse kimseyi dolandırmıyor, kazık atmıyor olurdu. Ama benim çıkarım vicdandan yana. Çünkü vicdani çıkar beni maddi çıkardan daha konforlu hissettiriyor. Ben çıkarımı somut değil de soyut bir şey üzerinden kuruyorum.

Başka projelerin var mı?

Azerbaycan’da bir sinema filmi çektik, vizyona çıkması yakındır. Adı ‘44’. Karabağ Savaşı’nı anlatıyor. Sonra Selçuk Aydemir’le bir film çektik, adı ‘Medeni Haller’. Her an vizyona girebilir. Bir de Onur Tuna’yla ‘Bir Dinle’ dizisini yaptık.

Eşin Serkan’la (Çayoğlu) yurtdışına gittiğinizde çok ilgi gördüğünüzü, etkinliklere katıldığınızı biliyoruz. Orada neler yaşadınız?

Yurtdışında çok tatlı, sadık bir izleyici kitlemiz var. En son Arjantin’e gittik. Bizi sevenlerle söyleşi yaptık. Brezilya’dan bizi görmeye otobüsle gelenlere şoke oldum. Kuyruklar vardı. Çok heyecan vericiydi. İtalya ve İspanya’da diziler devam ediyor. Geçen sene İtalya’da Italian Global Series Festival’da ‘Excellence Award-International Star’ (Uluslararası Yıldız) ödülüne layık görüldüm. Çünkü ‘Kiraz Mevsimi’ oraya ilk satılan dizi. Dünyanın birçok yerinde sokakta muhteşem bir ilgi görmek motive ediyor.

ben-bir-survivor-insaniyimdir-1-9wLLzITY.jpg


‘Ne münasebet!’

Instagram’ında 6 milyon 100 bin takipçin var. Yıllardır sadece 600 gönderin var. İnsanlar seni niye takip ediyor?

Seviyorlar…

Genelde işle ilgili paylaşımların…

Evet, zaten işlerimiz çok ortada, bir yerden ayaklarımı yere bastıracak anlara ve insanlara ihtiyacım var. Hayatımın bazı anlarının mahremiyetini korumak istiyorum.

Pek magazin gündeminin içinde olmuyorsun. Daha sakin yaşıyorsun. Bu rekabet dolu ortamda, 15 sene sonunda kendini nerede görüyorsun?

Çok iyi bir yerde görüyorum. Kendi kurallarımla, kendimden ödün vermeden… Magazinde çok görünmem gerekiyor gibi bir hissim hiç olmadı. Ben mesleği, hayatımı çok seviyorum. Ama hayatımın mahremiyetini de çok seviyorum. Kendimi zaten magazinde üç gün üst üste görsem sıkılırım. Bir yerlere çıkıp insanların hayatları hakkında fikir beyan etmek, birinin söylediği bir cümle üzerine yorum yapmak da benim haddim değil. Ne münasebet! Kimsenin hayatını bilmiyoruz. Bana öyle bir konuyla ilgili mikrofon uzatılmasını da hakaret sayarım.

Güzel bir evlilik hayatın, eşin ve güzel bir kariyerin var. Hayat tozpembe mi?

Bir hayat nasıl tozpembe olabilir, onu bilmiyorum. Ama tabii hep mutlu anları görüyorsun. O mutlu anlara gidebilmek için benim verdiğim çabayı, benim çektiğim yolu, benim çektiğim anksiyeteyi paylaşmıyorum. İşte bu benim mahremiyetim. O yol hiç kolay değildi. Ben bu sektöre kimseyi tanımadan girdim, hâlâ kimseyi tanımam. Biri için “Elimden şu tuttu” diyemem. Ben bir ‘survivor’ insanıyımdır. Her şey çok iyi gittiğinde bozulabilir. Bozulursa yeniden kalkarım. Minicik iki cümlemin olacağı bir işte rol alabilir miyim diye üç otobüs değiştirerek seçmelere gide gele yıllarım geçti. Pastacılığa devam ettim, kendime yeni kariyer yolları çizdim. Ama hep çok çalışkan biriydim, pes edecek bir tip değilim. Normal işlerde de çalıştım; Kumburgaz’dan Seyrantepe’ye gitmek için sabah 5.30’da kalkıyordum. Böyle uzun yıllarım geçti. Ama umutlu ve tüm tuşlara basan bir tiptim. Pastacılık yaparken kendime yol parası ayırıp kalanla kamera arkası dersleri alıyordum. Ben yapmazsam bana hiçbir şeyin sunulmayacağının çok farkındaydım. Bugün bile bir ‘network’ (insan bağlantıları) insanı değilim. Ve hayatında ‘her şey tamam’ hissi insana nasıl gelir bilmiyorum. Hâlâ yapacağım çok şey varmış gibiyim.

ben-bir-survivor-insaniyimdir-2-mt8sDHYL.jpg


‘Hâlâ aşkın çok heyecanlı bir evresini yaşıyorum’

Serkan’la dört senedir evlisiniz…

Geçen gece bunu konuşup şok geçirdik. Çünkü biz yıl, özel gün saymayız, tutturamadık o işi.

E, özel gün hediyeleri ne oluyor?

Hediye hep istenen bir şey. Öyle özel gün hediyesi durumumuz yok. Mesela şubat ayında ben bir anda bir şey beğeniyorum, “Bunu bana evlilik yıldönümü hediyesi alalım” diyorum. Bebeğim Serkan hiçbir şey istemez zaten, kıyamam.

Dört yılda aşk ve tutku devam ediyor mu?

Evlendiğimizde zaten sekiz yıllık bir ilişki vardı. Bu ilişkide kendim olarak ve kendim kalarak çok sevileceğime inancım tamdı ve bu, başlarken motive ediciydi. Biz bu ilişkiye başladığımızda zaten aşkımız çok büyüktü, arkadaşlığı aşkı kaybettirmeden oturttuk, bu da bence müthiş bir şeye dönüştü. Şu an daha iyi hissedeceğim bir yerin hayalini kuramıyorum.

Aşkın hangi evresini yaşıyorsun?

Hâlâ aşkın çok heyecanlı bir evresini yaşıyorum. Çatışmalarımız azaldı, ilk yılı saymazsak biz çok çatışan da bir çifttik.

Serkan kadar sessiz bir adamla nasıl çatışıyorsunuz?

Sen bakma ona (gülüyor). Zaten hep böyle bir algı var. Benim duygularım çok dışarıda olduğu için ‘Özge var ya bitiriyordur bu adamı’ gibi bir his oluyor. Serkan’la bu arada kavga da zor. Kavgayı da ilişki içinde öğrendi. İlişkimizi en çok zorlayan kısım da oydu. Ben mesela sessiz durmayı sevmem, çözelim bitsin, kapansın konu derim. Tezcanlıyım. Serkan’sa kavgayı ilişkiye bir darbe gibi görüyordu. Sessiz kalıp sonra patlardı. Oysa bence kavga ilişkiyi yürüten bir şey.

E, işte adamı kavgaya sen alıştırmışsın…

Ama içine atıyordu. Şimdi çatır çatır tartışıyoruz. İlişki kendi kendine sürmüyor. İkimiz de birbirimize hiçbir şartta kinlenmeyelim diyoruz. Bu birbirimizi her zaman öncelikli tutabilelim diye bir çaba. Ben kendimden çok Serkan’ı düşünüyorum. Ama bunun tek sebebi var. Serkan’ın zaten beni düşündüğünü biliyorum, benim kendimi düşünmeme gerek kalmıyor.

Peki, birbirinizi kıskanıyor musunuz?

Kıskandığımız dönemler başlarda oldu, bitti. Bu tek kişilik bir durum değil, Serkan bana ya da ben ona böyle hissettirecek bir malzeme vermiyoruz. Her ikimiz de güvende hissediyoruz.


Hürriyet

The post “Ben bir ‘survivor’ insanıyımdır” first appeared on HepsiGündem.COM " Gündem,Güncel Haberler Burada ".

Okumaya devam et...
 
reklam
reklam
reklam
reklam
Geri
Üst