- Katılım
- 7 Ocak 2026
- Mesajlar
- 9,410
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 1
- Yaş
- 37
- Konum
- İstanbul
- Web sitesi
- www.hepsigundem.com
Gülay: Gizemcim, geçen hafta sosyal medyada bir annenin iç döküşüne denk geldim. “İki çocuk annesiyim, biri 3, diğeri 6 yaşında. İtiraf etmeliyim ki çocuklarımla oyun oynamaktan çok sıkılıyorum. 6 yaşındaki oğlum içeride beni bekliyor, şimdi bir saat onunla PlayStation oynayacağım. Eğleniyormuş gibi yapacağım. Lütfen bana deyin ki ‘Yalnız değilsin, ben de çok sıkılıyorum’. Ben kötü bir anne değilimdir, değil mi?” Bu video pek çok yerde tekrar karşıma çıktı. Ben izlerken “Yalnız değilsin” dedim, bu kadar yayılmasının nedeni de muhtemelen birçok annenin benimle aynı fikirde olması. Sen ne diyorsun?
‘Sizi kötü anne yapmaz’
Gizem: Çocukla oyun oynamak, yaşına inip onun dünyasına girebilmek demek bence. Yüzeysel dahil olduğunda çocuk hemen anlıyor ve eğlenmiyor zaten. Fakat her an çocuğun yaşına inmek ne mümkün ne de mantıklı bana sorarsan. Videonun sahibi hanımefendiye buradan söylüyorum: “Bu seni elbette kötü anne yapmaz.” Özellikle 2-5 yaş arası çocuk devamlı oyun istiyor ve ‘modern mağaralarımız’ evlerin içinde tek başlarına oldukları için mecburen ebeveynle oynamak zorundalar. Lorin’le yarım saat Barbie oynamamak için
üç saatimi parkta, sahilde
geçirirdim ben.
Gülay: Ben de Bilge elinde bebekler ve dinozorlarla odasından çıktığı an “Tamam” derdim, “Kaçamazsın Gülay, yakalandın”. Parka gidelim diye karşı bir teklifle gelmeyi düşünememişim (gülüyor).
Ah bu akıllar bana o zaman lazımdı Gizem. Bitmek bilmeyen ‘dinozor-prenses’ oyunlarında başıma gelmeyen kalmazdı. Bazı insanlarda doğal olarak var bu çocukla çocuk olma, oyun sürdürme yeteneği ama yapamayanların sayısı da hiç az değil.
Gizem: Evcilik, Barbie gibi rol oyunlarında ben pek yokum. Yine de oynadım tabii hepsini. Saatlerce konsol oynayabilirim, tüm masa oyunlarında da varım. Lorin’le Lego ve puzzle yapıyoruz. Evde
iki tur saklambaç oynadığımız bile oluyor. Ama “Bebeklerini arkadaşlarınla oyna lütfen” diyorum. Bence her şeyi yapmak için kendimizi zorlamak yerine sevdiğimiz aktivitelere canı gönülden katılımak çocuğu da daha mutlu ediyor.
Gülay: Tek çocuklu evlerde etkinlik-oyun meselesi hiç bitmiyor. Lego gibi oyunlar kesinlikle benim de favorim. Yaşı büyüdükçe Uno gibi kart oyunları da ekleniyor. Her yaşın ayrı güzelliği var, yapabildiklerimizin tadını çıkarmak en iyisi. Eğlenmesek bile oynayacağız ve eğlenmiş gibi yapacağız, bu bizi kötü anne yapmayacak. Bunu bilmek yeter.
Müdahale mevzusu
Gizem: Haklısın. Zaten uzmanlar ebeveynin oyunda çocuğun istediği kadar olmasını öğütlüyor. Lorin 2,5 yaş civarındayken pedagoğu bir seansta birlikte oyun oynamamızı gözlemlemişti. Sonunda bana “Çok müdahale ediyorsunuz, devamlı bir şey gösteriyor ve öğretiyorsunuz, oysa oyun onun özel dünyası. Sizi davet ederse, oyun içinde verdiği izin kadar bulunun, yanında kalıp onun yönergelerini takip edin, komut vermeyin” demişti.
O gün bugündür ne yaptığı resme ne de odasında bebekleriyle kurduğu düzene karışırım. Onun dünyası, onun hayal gücü…
Gülay: İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Aynur Aydoğan’ın ebeveynlere oyun konusunda bazı önerileri var. Onları da okurlarımızla paylaşalım.
‘15 dakikalık tam odaklı paylaşım çok daha değerli’
Dr. Öğr. Üyesi Aynur Aydoğan
◊ Oyun çocuk için sadece eğlence değil, temel bir gelişim ihtiyacıdır ve literatürde de ‘çocuğun işi’ olarak tanımlanır. Oyun beyin gelişimini destekler, duygusal zekâyı güçlendirir, çocukların sosyal beceriler kazanmalarına ve yaşamın getireceği zorluklara donanımlı olmalarına olanak tanır.
◊ Ebeveynlerin çocuğun kurguladığı oyuna yön vermek yerine eşlik etmeleri, hayal gücünü desteklemeleri ve çocuğun liderliğini takip etmeleri önem taşır. Anne ve babaların oyuna sürekli müdahale etmesi, kuralları belirlemesi gibi tutumlar çocukların hayal gücünü kullanmasını ve bağımsız düşünme becerilerini geliştirmesini sınırlar, aynı zamanda liderlik, uyum ve dikkat süreleri üzerinde olumsuz etki yaratabilir.
◊ Çocuk gelişiminde asıl olan ebeveynin çocukla kurduğu duygusal bağ ve çocuğun, ebeveyninin o anda orada olduğunu, onu gerçekten duyduğunu hissetmesidir. Ebeveynler oyun oynamaktan ya da oyuncaklarla vakit geçirmekten keyif almıyorsa ilgi alanlarını sürece dahil edebilirler. İlgi duydukları kitap okumak, müzik dinlemek, yürüyüş yapmak gibi bir hobiyi ya da yemek yapmak gibi günlük işleri çocuğun seviyesine uygun olarak oyunun bir parçası haline getirebilirler. Çocuğu bu sürece dahil etmek hem onların sıkılmasını engeller hem çocuğa gerçek yaşam becerileri kazandırır.
◊ İsteksiz geçirilen uzun ve yorucu oyun seansları yerine sınırları belli olan örneğin 15 dakikalık tam odaklı bir paylaşım çocuk gelişimi açısından çok daha değerlidir.
Hürriyet
The post ‘O oyun, ben sıkılma modunda!’ first appeared on HepsiGündem.COM " Gündem,Güncel Haberler Burada ".
Okumaya devam et...

